Motivasyon kaybı, depresyonun en işlevsellik bozucu belirtilerinden biridir ve tedavide özel bir yaklaşım gerektirir.
Motivasyon kaybı veya avolisyon, depresyonun en belirgin ve en işlevsellik bozucu belirtilerinden biridir. Kişi, daha önce keyif aldığı aktivitelere ilgisini yitirir, günlük görevleri yerine getirmekte zorlanır ve "hiçbir şey yapmak istemiyorum" hissine kapılır. Anhedoni (keyif alamama) ile yakından ilişkili olan bu belirti, beyindeki ödül ve motivasyon devrelerindeki işlev bozukluğuyla bağlantılıdır. Dopaminerjik sistemin, özellikle mezokortikolimbik yolağın disregülasyonu, motivasyon kaybının nörobiyolojik temelidir.
Motivasyon kaybı, depresyonda bir kısır döngü oluşturur. Kişi motivasyonsuz olduğu için aktivitelerini azaltır, aktivite azaldıkça olumlu pekiştireç ve başarı deneyimi azalır, bu da depresyonu ve motivasyon kaybını derinleştirir. "Motivasyonum gelince yapacağım" düşüncesi bu döngüyü sürdüren en yaygın bilişsel tuzaktır. Araştırmalar, depresyonda motivasyonun eylemi takip etmediğini, aksine eylemin motivasyonu takip ettiğini göstermiştir.
Davranışsal aktivasyon, motivasyon kaybının tedavisinde en etkili yaklaşımlardan biridir. Bu yöntemde kişi, motivasyonunu beklemeden planlı aktivitelere katılır. Aktiviteler ustalık (bir şeyi başarma hissi veren) ve keyif (hoşnutluk veren) kategorilerine ayrılarak planlanır. Başlangıçta çok küçük ve kolay hedefler belirlenir: yataktan kalkmak, duş almak, on dakika yürümek gibi. Her tamamlanan aktivite, döngüyü tersine çevirmeye başlar.
"Motivasyonum yok" düşüncesi depresyonun sizi kandırdığı en büyük yalanlardan biridir. Motivasyon, harekete geçtikten sonra gelir, öncesinde değil. Kendinize çok küçük adımlar hedefleyin ve bu adımları attığınız için kendinizi takdir edin. Her küçük eylem, karanlığa karşı atılmış bir adımdır. Harekete geçmek, depresyonun en güçlü panzehirlerinden biridir.